Piaget'nin Bilişsel Gelişim Kuramı -2-Piaget'nin Bilişsel Gelişim Kuramı -2-

Piaget Bilişsel Gelişim Dönemleri

Duyusal-Motor Dönem (0-2 yaş)

Bu dönemde bebekler duyusal deneyimlerini (görme, duyma gibi) fiziksel ve motorsal eylemlerle (tutma, emme, sallama) koordine ederek dünyayı anlamaya çalıştıkları için dönem duyu-motor dönemi olarak tanımlanmıştır. Piaget, duyu-motor evresini 6 alt evre halinde incelemiştir.

1.Basit Refleksler:

Doğumdan sonraki ilk aylarda bebeğin algı ve hareketleri sınırlı sayıdaki refleksleriyle (emme gibi) eş güdümlenir.


2.Birincil Döngüsel Tepkiler ve İlk Alışkanlıklar:

1-4. aylarda rastlantısal olarak meydana gelmiş, basmakalıp davranışlar ortaya çıkar. Örneğin bebek rastlantısal olarak ağzının kenarında olan elini emer ancak daha sonra tekrar emmek için elini aradığında görme ve elle yapılan eylemleri koordine ederek bunu başaramaz. Yapılan eylemlerin çoğunda çevreye karşı ilgi çok azdır.


3.İkincil Döngüsel Tepkiler:

4-8. aylarda ortaya çıkan bu tepkiler çevreye olan ilginin artmasıyla da beraber daha niyetli davranışlar haline gelmişlerdir. Bir oyuncağa vurduğunda ses çıktığını fark eden bebek aynı sesi duymak için o oyuncağa tekrar tekrar vurur. Bu dönemde aynı zamanda yetişkinlerin bazı jest ve mimikleriyle mırıldanmaları da taklit edilmeye başlanır.


4.İkincil Döngüsel Tepkilerin Eş Güdümlenmesi:

8-12. aylarda bebekler bir şeylere ulaşabilmek için el, göz ve dokunmayı koordineli bir şekilde kullanmaya başlarlar. Çevreye olan ilgi daha da artmıştır.


5.Üçüncül Döngüsel Tepki:

12-18. aylarda bebekler nesneleri farklı biçimlere sokmaya, farklı şekillerde kullanmaya başlarlar. Çevrelerinde neler olup bittiğiyle ilgili oldukça meraklıdırlar. Piaget’e göre bu evre insan merakının başlangıcıdır.


6.Şemaların İçselleştirilmesi:

18-24. aylarda bebekler basit semboller kullanmaya başlar, taklitlerini artırırlar.


Ses Bulaşması: En basit taklit ve öğrenme yaşantısıdır. Ağlama sesi duyan bir bebeğin, ağlama sesi duyduktan kısa bir süre sonra kendisinin de ağlamaya başlaması ses bulaşmasıdır. 0-8 ay arasında ses bulaşması söz konusudur. Bebek kendini dış dünyadan ayıramıyor.


Doğadan Ayrışma: Bebeğin kendisinin dışında, kendisinden bağımsız bir dünyanın olduğunu fark etmesidir. 7.5-8. aydan itibaren başlar.


Pasif Beklenti: Kaybolan bir nesnenin ardından hiçbir şey yapmadan sadece bakmasıdır. Nesne sürekliliği ile birlikte 8. aydan itibaren başlar. Nesne sürekliliği: Nesnelerin görülmediği, duyulmadığı, dokunulmadığı zaman bile var olmaya devam ettiklerini anlayabilme becerisidir. (8-18 ay) Zihinde


Canlandırma: Herhangi bir davranışta bulunmadan önce davranışın zihinde canlandırılmasıdır. (10. ay +)


Ertelenmiş Taklit: Bir başka zihinsel kombinasyon olan ertelenmiş taklit, zihinde canlandırmanın bir sonucudur. Bir davranışın belli bir süre sonra belki de aylar sonra tekrar edilmesi ya da taklit edilmesidir. Hayat boyu devam eder. (Ertelenmiş taklit, dil gelişiminin vazgeçilmez unsurudur.) (10. ay +)


Nesne Kimliği: Bir nesnenin bir durumdan diğerine ya da bir günden başka bir güne değişmediğini, aynı olduğunu anlayabilmektir. (11. ay +)


Sihirli Nedensellik: Davranışlar arasında neden sonuç ilişkisi kuramadığı için, burada sebebi sihirsel olarak oluştururlar.


İşlem Öncesi Dönem (2-7 yaş)

Bu dönemde çocuklar, bebeklik dönemindeki dünyayı duyular ve sınırlı eylemlerle algılamanın ötesine geçerek dünyayı; kelimeler, imgeler ve çizimlerle temsil ederler. Ancak Piaget’e göre işlem denilen beceriden yoksundurlar; işlemler daha önce fiziksel olarak yapılanları zihinsel olarak da yapmaya imkan veren içselleştirilmiş eylemlerdir. Basit düzeyde sınıflandırma ve düzenleme yapabilirler.


Sembolik İşlev Alt Evresi(2-4 yaş)

2-4 arasındaki dönemi kapsar. İşlem öncesi dönem konuşmanın kazanılması, dil ve kavram gelişiminin artmasıyla başlar. Bu dönemde çocuklar çevrelerinde olup bitenleri ifade etmek için bebekliğin son döneminde başlayan semboller kullanma becerisini daha fazla geliştirirler.

Dil aracılığıyla semboller üretir, sembollerle onların temsil ettikleri nesneler arasında ilişki kurmaya başlarlar.

Çocukların düşünce yapıları iki sebepten dolayı hala sınırlıdır:

Benmerkezcilik ve canlandırmacılık.

Birden fazla boyutu olan ilişkileri anlamlandıramazlar. Ayşe, Fatma’dan uzun, Fatma da Şenay’dan uzun. En uzun boylu kim sorusuna cevap veremez. Ama bu ilişkiyi sembolleştirip, kâğıda çizdiğinizde, bu ilişkiyi doğru anlamlandırdığı görülebilir.

2-4 yaşlarında çocuk, gözünün önünde bulunmayan ya da hiç var olmayan nesne, olay, kişi ve varlıkları temsil eden semboller geliştirmeye başlar. Örneğin; bir çubuğu at, cetveli tabanca gibi kullanabilir. Bu yaşta sembolik oyun sıkça görülür.

Çocuklar büyüdükçe sembolik oyunları anlaşılmaz hale gelebilir. Çocuklar, sembolik oyunlarda yetişkinleri ya da çevrelerindeki olayları, varlıkları taklit ettikleri gibi, oyunu tamamen kendilerine özgü sembollerle de oynayabilirler.


Sezgisel Düşünce Alt Evresi(4-7 yaş)

Bu dönemde çocuk olayları yalnızca geçirdiği yaşantılara bağlı olarak tek yönlü düşünebilmeye başlamıştır. Çocuk bu dönemde hızla eksik gruplama yapma durumundan yeterli bir sınıflama yeteneğine doğru ilerler. Toplama yapabilir hale gelir. Buna ek olarak, büyük gruplar içinde alt bölmeler ve gruplamalar yapabilir. İkisini birden, büyük grup ve içinde küçük grup yapması istenir ise yapamaz. Bu onun bütünün bilgisi ve alt parçalarının bilgisini aynı anda zihninde tutamadığı anlamına gelir. İfade edilen bu yetersizliğin matematik öğretimi için çok önemli olduğu açıkça görülmektedir. Çocuklar bu dönemde, nesnenin dikkat çekici özelliklerine odaklanmakta diğer özelliklerini gözden kaçırmaktadırlar. Çocuklar, görüntü değişse de gerçeğin aynı kalacağını anlayamazlar. Korunum kazanılmamasında bu özellikleri etkili olmaktadır.


İşlem Öncesi Dönem Temel Kavramlar

Benmerkezcilik (egosantrizm): Kişinin kendi bakış açısıyla diğerlerinin bakış açısı arasındaki farkı anlayamamasıdır. Karnı acıkan bir çocuk “karnımız acıktı” diyebilir, televizyonda sevdiği bir çizgi filmi açarak herkesin onu izlemesini isteyebilir. Düşünce yapısını sınırlandıran diğer bir durum olan;


Canlandırmacılık (animizm): Cansız nesnelerin canlı varlıklar gibi olabileceğine dair inançtır: “Güneş bana kızdı gözlerimi acıttı”. Nelerin insan yaşamına dair olduğunu henüz başarılı bir şekilde ayırt edememektedirler.


Yapaycılık: Çocuklar doğa olaylarının birisi tarafından yapıldığına inanırlar. Örneğin; bir çocuk gökyüzündeki yıldızların şehirdeki ışıklar gibi birisi tarafından yakılarak ortaya çıktığını düşünebilir.


Sihirli Düşünce: Az gelişmiş bilince karşın çok fazla gelişmiş hayal gücünün sonucunda ortaya çıkan düşünce şeklidir. Çocuklar kavramları ve çevrelerinde gelişen olayları bu düşünce biçimine bağlı olarak gerçek ötesi olarak düşünürler. Arda’nın ıspanak yediği zaman Temel Reis gibi güçleneceğini düşünmesi buna bir örnektir.


Monolog: Çocuğun tek başına yaptığı benmerkezci konuşmadır. örneğin , bir çocuk odasında tek başına ,kumandayı alıp " benim uçağım var göklerde uçuyorum " gibi konuşmalar yapması


Kollegtif Monolog: Birkaç tane işlemöncesi çocuğun bir araya gelip benmerkezcilikten dolayı birbirlerini dinlemeden yaptıkları konuşmadır.


Kişilerin Sürekliliği: Çocuğun, dış görünümündeki değişiklik ya da benzerlik ne olursa olsun, kişiyi diğerlerinden ayırt edebilmesidir.


Paralel Oyun: Çocuklar bir arada oynuyormuş gibi gözükseler de aslında hepsi kendi bireysel oyunlarını oynarlar. Herkes kendini takımın kaptanı ya da başkan kabul eder.


İşaretsel İşlev (Semiyotik): Çocuğun şu anda var olmayan ya da görmediği nesneleri kavramları kullanabilmesidir.


Korunum: Bir şeyin hacim ve biçimsel olarak değişse de bazı niteliklerinin aynı kaldığını kavrayabilmektedir.


Özelden Özele Akıl Yürütme: İşlem öncesinde çocuklar tek yönlü düşünceye sahiptir. Bu nedenle iki özel durum arasında düzgün bir ilişki kuramaz.

Örneğin: Hergün annesiyle gezmeye giden Alper, çarşıya çıkmadan önce evlerinin önünde bulunan salıncakta sallanmaktadır. Birgün annesinin acelesi olduğu için sallanmadan çarşıya çıkmışlardır. o gün her zamandan daha fazla zaman harcamışlardır. Eve geldiklerinde Alper annesine " Anne bugün çarşıya çıkmayacak mıyız?" demiştir. Dikkat edin burada çarşıya çıkmayı salıncakta sallanmakla ilişkilendirmiştir. tek yönlü düşünmüştür. ve bu özel durumlar arasında düzgün ilişki kurmayı engellemiştir.


Dikkat: Özelden özele akıl yürütmede şema daraltılır. Özümlemede genişletilir.


Odaktan Uzaklaşamama (Odaklanma): Yine tek yönlü düşünme ile ilgilidir. İşlem öncesinde çocuklar aynı anda birden çok şeye dikkat edemezler. bir çok durum içinde sadece tek bir durumu dikkate alırlar. yani bir duruma odaklanırlar.


Tersine Çevrilemezlik: Çocuk, düz gidişe odaklanıyor.İşlemi geri alamıyor. Aritmetiği engeller. Örneğin; 5 + 3 = 8 i anlar ama 3 + 5 = ? anlamaz Geçişlilik: En fazla iki özellik arasında geçiş yapar. Üçüncü de kalıyor. Örneğin; A > B olduğunu çıkarıyor, B > C olduğunuda çıkarıyor ama A > C olduğunu çıkaramıyor.



Somut İşlemler Dönemi (7-11 yaş)

Bu döneme somut işlemler dönemi denmesinin nedeni, çocuğun mantık yeteneklerini somut nesne ve yaşantılar üzerinde uygulayabilmeleridir. Çocuklar belirli ve somut örnekler içeriyorsa mantıksal akıl yürütebilirler. Gerçek dünyada karşılığı olan ögelerle anlatılan şeyleri kavrayabilir ve artık işlemleri tersine çevirebilirler. Deyimler ve mecazlar soyut içerikler oldukları için bu yaş çocukları bunları anlamakta güçlük çekerler. “Burnu havada, küçük görmek” gibi deyimleri kelime anlamlarıyla algılarlar. 7 yaşından itibaren korunum kavramı kazanılır. Nesneler farklı gruplara ayrılırken nesnelerin arasındaki bağlantılarını da göz önünde bulundurmaya başlarlar.



Soyut İşlemler Dönemi (11-15 yaş)

11 yaşlarında başlayan bu dönem tüm yetişkinlik süresince devam eder. Soyut düşünebilme, varsayımlarla düşünme ve düşünceleri hakkında düşünebilme becerileri kazanılır. İdealler belirlenir, kendini diğerleriyle idealize ederek kıyaslayabilirler. Gelecekteki fırsatlar düşünülmeye başlanır. Karşılaşılan problemlere gerçekçi ve sistematik çözümler getirilir.


Hipotetik, Tümdengelimsel Akıl Yürütme: Gerçekten ziyade hipotetik denilen kuramlardan sonuç çıkarmayı ele alan akıl yürütmedir.


Bilimsel, Tümevarımsal Akıl Yürütme: Belirli gerçeklerden hareketle genel sonuçlara ulaşmaya dönük akıl yürütmedir. Bilimsel düşünmenin özelliklerinden biri aynı anda birçok değişkeni düşünebilmektir.


Yansıtıcı Soyutlama: Mantıksal matematiksel bilginin oluşturduğu mekanizmaya yansıtıcı soyutlama denir.


Benzer Yazılar